İçeriğe geç
Anadolu Güncel
Kişisel Gelişim

Not Almanın Unutulan Sanatı: Okuduğunuzu Aklınızda Tutmak

Notun asıl faydası kâğıtta değil, yazarken zihinde olan bitende. Altını çizmenin neden işe yaramadığı ve yerine ne konacağı.

Derya Yalın Güncelleme: 6 dk okuma

Bir kitabı bitirdikten üç ay sonra hakkında konuşmanız istendiğinde ortaya çıkan boşluk tanıdıktır. Kitabın iyi olduğunu hatırlarsınız, birkaç sahne aklınıza gelir, ama ana fikri toparlayamazsınız. Aynı şey uzun bir eğitimden, izlenen bir dersten ya da dikkatle okunan bir makaleden sonra da olur. Zaman harcanmıştır, dikkat verilmiştir, geriye pek bir şey kalmamıştır.

Bunun sebebi zayıf bir hafıza değildir. Okumak ve dinlemek, tanıma duygusu üretir ama hatırlama becerisi üretmez. Bir metni okurken her cümle tanıdık gelir ve zihin "bunu biliyorum" der. Oysa bilmek, kitap kapalıyken de o bilgiyi çıkarabilmektir. Not almak, tam olarak bu iki durum arasındaki köprüyü kurar.

Not almanın yanlış anlaşılan amacı

Çoğu kişi notu bir depo olarak görür: bilgiyi yazıp saklamak, ileride gerektiğinde bakmak. Bu bakış, notun asıl faydasını gözden kaçırır. Notların büyük çoğunluğuna bir daha hiç bakılmaz ve bakılmaması da sorun değildir. Fayda, yazma anında ortaya çıkar.

Yazmak, bilgiyi olduğu gibi taşımaya izin vermez. Neyin önemli olduğuna karar vermeniz, cümleyi kısaltmanız, kendi kelimenizi bulmanız gerekir. Bu üç işlem, zihinde bilgiyi işleyen aynı devreleri çalıştırır. Not almanın gücü kâğıtta değil, kâğıda giderken zihinde olan biteni değiştirmesindedir.

Bu yüzden en verimsiz not biçimi, birebir kopyalamadır. Cümleyi olduğu gibi aktarmak hiçbir karar gerektirmez; zihin kısa devre yapar ve el çalışırken kafa boşta kalır.

Kendi cümlenizle yazma kuralı

Basit ama zor bir kural vardır: hiçbir şeyi kaynaktaki kelimelerle yazmayın. Okuduğunuz paragrafı kapatın, ne anladığınızı kendi cümlenizle yazın, sonra açıp kontrol edin.

Bu kural iki şeyi aynı anda yapar. Birincisi, anlamadığınızı anında ortaya çıkarır; kendi cümlenizi kuramıyorsanız anlamamışsınız demektir ve bunu ancak denerken fark edersiniz. İkincisi, bilgiyi kendi zihinsel haritanıza bağlar. Kendi kelimeniz, zaten bildiğiniz şeylerden gelir; böylece yeni bilgi boşlukta durmaz, bir yere tutunur.

Yavaş bir yöntemdir ve ilk denemede rahatsız edicidir. Ama on sayfayı bu şekilde okumak, yüz sayfayı altını çizerek okumaktan daha çok iz bırakır.

Altını çizmenin aldatıcılığı

Altını çizmek ve renklendirmek en yaygın çalışma yöntemidir ve en zayıflarından biridir. Sebebi, çok az karar gerektirmesidir. Kalem yürür, sayfa renklenir, akıcılık hissi artar ve bu akıcılık öğrenildiği yanılsamasını yaratır.

Yanılsamanın adı akıcılık tuzağıdır: kolay gelen şeyin öğrenildiğini sanmak. Oysa zihin, zorlandığı yerde iz bırakır. Bir bilgiyi hatırlamaya çalışırken duyduğunuz o kısa sıkıntı, öğrenmenin ta kendisidir.

Altını çizmek büsbütün işe yaramaz değildir; ama tek başına değil, ikinci bir adımın hazırlığı olarak anlamlıdır. Çizilen yerler sonradan kapatılıp kendi cümlelerinizle özetlenmezse, renkli sayfa bir sayfadan başka bir şey olmaz.

Elle mi, klavyeyle mi

Klavye elden hızlıdır ve bu, göründüğünün aksine bir dezavantajdır. Hızlı yazan kişi duyduğunu neredeyse birebir aktarabilir; aktarabildiği için de seçmek zorunda kalmaz. Elle yazan kişi ise yetişemez, dolayısıyla kısaltmak, atlamak ve özetlemek zorundadır. Bu zorunluluk, tam olarak istenen zihinsel işlemi dayatır.

Bu, klavyenin kötü olduğu anlamına gelmez. Klavyede yazarken bilinçli olarak yavaşlamak, cümleleri kısaltmak ve konuşulanı birebir yakalamaya çalışmamak aynı sonucu verir. Belirleyici olan araç değil, seçim yapmaya zorlanıp zorlanmadığınızdır.

Klavyenin belirgin bir üstünlüğü de vardır: notlar aranabilir, düzenlenebilir ve birbirine bağlanabilir. Uzun vadede bir not birikimi kuracaksanız bu önemli hâle gelir.

İşe yarayan birkaç düzen

Not düzenleri kişiseldir, ama birkaç yapı çoğu kişide işe yarar.

  • İkiye bölünmüş sayfa. Sayfanın sağ tarafına notlar, sol tarafına sonradan eklenen sorular yazılır. Sonradan bakarken sağ taraf kapatılır ve sorular üzerinden hatırlamaya çalışılır.
  • Tek fikir, tek not. Her not tek bir düşünce içerir. Bu, notların sonradan birleştirilip yeniden düzenlenmesini kolaylaştırır ve uzun blokların içinde kaybolmayı engeller.
  • Soru biçiminde başlık. "Kabarma" yerine "hamur neden kabarır" yazmak, notu pasif bir etiketten aktif bir hatırlatıcıya çevirir.
  • Kaynak ve tarih. Notun nereden geldiğini yazmak, altı ay sonra o notun ne kadar güvenilir olduğunu değerlendirmenizi sağlar.

Düzeni fazla süslemek yaygın bir tuzaktır. Renk kodları, simgeler ve karmaşık şablonlar kurmak, çalışıyormuş hissi verir ama okumanın yerine geçer. İyi bir sistem, iki dakikada anlatılabilecek kadar basit olmalıdır.

Notu yazdıktan sonra ne olacak

Bir not, yazıldığı gün en değerli hâlindedir çünkü bağlamı hâlâ zihninizdedir. Bir hafta sonra aynı not anlaşılmaz gelebilir. Bunu önlemenin yolu, aynı gün içinde kısa bir gözden geçirme yapmaktır: notu okuyup eksik kalan bağlantıyı bir cümleyle tamamlamak.

İkinci adım, aralıklı tekrardır. Bilgiyi öğrendiğiniz gün, birkaç gün sonra ve birkaç hafta sonra kısaca hatırlamaya çalışmak, unutmayı belirgin biçimde yavaşlatır. Buradaki anahtar kelime "hatırlamaya çalışmak"tır; notu tekrar okumak aynı işi görmez. Kapatıp anlatmaya çalışmak gerekir.

Üçüncü adım ise bağlama işidir. Yeni bir notu, daha önce yazdığınız bir notla ilişkilendirmek onu ağın içine sokar. Tek başına duran bilgi kolay kaybolur; birkaç yerden bağlı bilgi ise bir bağlantı unutulsa bile başka yoldan bulunur.

Toplantı ve konuşma notları

Aynı ilkeler konuşma ortamlarında da geçerlidir, ama bir fark vardır: orada karar verecek zaman yoktur. Bu yüzden konuşma sırasında ham not tutmak, hemen ardından beş dakika ayırıp bu ham notu temize çekmek daha iyi çalışır.

Temize çekerken sorulacak üç soru yeterlidir: burada ne kararlaştırıldı, bana ne düştü, hangi bilgi bana yeniydi. Bu üç başlık, uzun bir konuşmayı birkaç satıra indirir ve o birkaç satır, sayfalarca ham nottan daha kullanışlı olur.

Dijital notların iki tuzağı

Dijital araçlar not almayı kolaylaştırır ama iki tuzak getirir. Birincisi biriktirme kolaylığıdır: bir bağlantıyı kaydetmek, bir sayfayı arşive atmak, bir ekran görüntüsü almak saniyeler sürer. Böylece hızla büyüyen ama hiç okunmayan bir yığın oluşur. Kaydetmek okumak değildir ve okunmamış bir arşiv, sahibine yalnızca borç hissi verir.

İkincisi araç değiştirme döngüsüdür. Sistem karmaşıklaştıkça verim düştüğü hissedilir ve yeni bir uygulamaya geçilir. Yeni araç kurulurken geçen zaman üretken görünür ama not almanın kendisinden çalınmıştır. Aracın değişmesi, kendi cümlenizle yazmama alışkanlığını düzeltmez.

Pratik bir sınır koymak işe yarar: bir şeyi kaydetmeden önce bir cümleyle neden kaydettiğinizi yazmak. Bu tek cümle, hem gereksiz birikimi keser hem ileride o notun neden orada olduğunu açıklar.

Az not, iyi nottur

Not almaya yeni başlayan çoğu kişi çok fazla yazar. Her şeyi kaçırma korkusuyla yazılan notlar hem zaman alır hem sonradan okunmaz. Ölçüt basittir: bir kaynaktan çıkardığınız not, kaynağın kendisinden belirgin biçimde kısa olmalıdır. Kısaltamıyorsanız henüz anlamamışsınızdır.

Boş bırakmayı da öğrenmek gerekir. Bazı bölümler not gerektirmez; zaten bildiğiniz ya da sizi ilgilendirmeyen kısımları atlamak, kaliteyi düşürmez aksine artırır. Not almanın amacı kaynağı yeniden üretmek değil, ondan size kalanı damıtmaktır.

Kurgu ve teknik metinde farklı yaklaşım

Her metin aynı biçimde not almayı gerektirmez. Bilgi veren bir kitapta amaç yapıyı çıkarmaktır: hangi soru soruluyor, hangi kanıt sunuluyor, hangi sonuca varılıyor. Böyle bir metinde bölüm başına birkaç cümlelik özet çoğu zaman yeterlidir.

Kurguda ise yapı çıkarmak anlamsızdır; olay örgüsünü not almak okuma zevkini de bozar. Orada işe yarayan, sizde iz bırakan cümleleri ve o cümlelerin neden iz bıraktığını yazmaktır. İkinci kısım birincisinden önemlidir; alıntı tek başına birkaç ay sonra yabancılaşır, ona eşlik eden kendi cümleniz ise onu geri getirir.

Alışkanlığa dönüştürmek

Bu yöntemlerin hiçbiri tek seferde işe yaramaz. Fayda, birikimden gelir. Başlangıç için küçük bir kural yeterlidir: okuduğunuz her bölümün sonunda kitabı kapatıp üç cümle yazmak. Üç cümle az görünür ama her biri bir karar, bir kısaltma ve bir yeniden ifade içerir.

Birkaç hafta sonra fark edeceğiniz şey, notların kendisinden çok okuma biçiminizin değişmesidir. Yazacağını bilen bir okur, farklı okur; ana fikri arar, örneği ayırt eder, sonucu bekler. Not almanın en büyük kazancı belki de budur: kâğıda bir şey geçmese bile, dikkatin niteliğini değiştirir.

Paylaş Facebook X WhatsApp

Kişisel Gelişim